HEAT’İ TEKRAR TEKRAR İZLEMEK İÇİN 10 NEDEN

İş Hayatında Mutluluk İçin 52 Basit Öneri

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN

KAHVE KÜLTÜRÜ

Marslı Sinemalarda

Kitap, Sayıklamalar, Sinema, Teknoloji 06 Ekim 2015
52 views

Live A+

 

İçinde bulunduğumuz yılın başlarında, bu sayfalarda, muhteşem bir kitap hakkında bir değerlendirme yazısı yayımlandı: O DÜNYANIN EN ÜNLÜ ADAMI. SORUN ŞU Kİ, DÜNYA’DA DEĞİL

Kitabın adı Marslı. Ve son dönemde yazılmış en harika kitaplardan biri. Bunu yayımlanır yayımlanmaz beyaz perdeye uyarlanmasından da anlamamız mümkün. Ve “Marslı” şimdi sinemalarda.

 

Live A+

 

Başrolünde son dönemin en önemli aktörlerinden Matt Damon’ın yer aldığı filmde Jessica Chastain, Jeff Daniels, Sean Bean gibi bir çok ünlü oyuncu da kendisine eşlik ediyor. Üstelik kameranın arkasında da CV’sinde yer alan Blade Runner, Alien, Prometheus, Black Hawk Down, G.I Jane, Gladiator gibi efsanelere farklı sıfatlarla imza atmış bir başka dev Ridley Scott var.

 

Live A+

 

Bir kitabı, hele ki başarılı, çok beğenilmiş, çok satmış bir kitabı beyazperdeye uyarlamak her zaman kolay bir iş değildir. Okuduğu sayfalarda anlatılan o muhteşem dünyayı beyazperdede hayal ettiğinden çok başka bir halde gören okuyucu her zaman tatmin olmaz. Bunun en taze örneklerinden birini Tolkien’ın o muhteşem dünyasını elindeki neredeyse sınırsız bütçe ve teknik imkanla beyazperdeye aktaran Peter Jackson örneğinde gördük. Her ne kadar Yüzüklerin Efendisi üçlemesi çok beğenilse de, tavşanın suyunun suyunun suyu misali, tek bir kitaptan üç filme uyarlanan Hobbit aynı başarıyı yakalayamadı (bkz: PETER JACKSON VE TOLKIEN ÜZERİNE SAYIKLAMALAR).

 

Live A+

 

Bu sebeple Marslı da, film olarak kendisine hayran bıraktığı okuyucu kitlesinde bir şüphe uyandırdı ve kitabı okuyanları sinema salonlarına koşarak ama zihinlerdeki “acaba?” sorusuyla çekti.

Ben de kitabın bir hayranı olarak film vizyona girer girmez, artık yaşı gereği yavaş yavaş ortak zevkleri paylaşabilmeye başladığımız büyük kızımla birlikte sinema salonunun yolunu tuttum. Kızım kitabı okumamış olduğu için hikayeye yabancı bir izleyicinin gözünden filmle ilgili fikirlerini de alabilecektim.

Öncelikle söylemeliyim ki bu güne kadar çekilmiş en başarılı kitap uyarlamalarından biriyle karşı karşıyayız (tabii ki Baba gibi efsaneleri saymıyoruz). Film gerçekten kitapta verilen gerilim, macera, heyecan, dram, umut gibi duyguları, filmde yer alan esprili anlatımla birleştirerek izleyiciye başarılı bir şekilde aktarıyor. Burada, anlatımdaki espri düzeyinin filmde, kitaptakinin birkaç tık altında kaldığını da bir parantez içinde eklemekte yarar var, ki bu da farklı mecralardan bahsettiğimiz için normal bir durum.

 

Live A+

 

Kitabın geçtiği ortam göz önünde bulundurulduğunda, teknoloji kullanılarak beyaz perdeye aktarmanın bazı başka edebi eserlere kıyasla (örneğin: Yüzüklerin Efendisi) görece kolay olduğu bir hikayeden bahsettiğimizi kabul ederek söylemek gerekirse, 3 boyut teknolojisinin de yardımıyla, izleyici hikayenin içine kolaylıkla girebiliyor. Üstüne üstlük, kitabı okuyarak filme gelen izleyici, kitapta tanımlanarak anlatılan bazı nesne ve araçları (örneğin: hab, rover, vb) gördüğünde hiç de yadırgamıyor.

 

Live A+

 

Senaryo da kitapla çok paralel. Yani senarist ve yönetmen hikayeyi yeniden yazmamış, kendilerine göre tekrar yorumlamamışlar. Bu konuda yazar Andy Weir’de “bana romanı senaryolaştır deseler aynısını yapardım” diyerek ortaya çıkan işin hakkını teslim ediyor zaten. Bu yüzden kitabı okuyarak giden izleyici hayal kırıklığına uğramıyor demek mümkün.

 

Live A+

 

Okumadan gidenleri ise zaten yepyeni bir deneyim beklediği için burada da bir sorun yok. (*** Spoiler: filmden sonra kızıma en etkilendiği şeyin ne olduğunu sorduğumda “hab’daki patlama sonrası yok olan patates tarlası” cevabını aldım. Kızım patatesler için çok üzülmüş ***).

 

Live A+

 

Live A+

 

Bu noktada kitabı okuyan izleyiciler için filmde herşeyin mükemmel olmadığını da yeni bir parantezle eklemekte fayda var. Kendi adıma filmde zamanın kitaptakine göre çok daha hızlı geçiyor olmasını biraz yadırgadığımı söylemem gerekli. Kitapta aylar süren bir zaman periyodunun anlatıldığı ve kahramanımız Mart Watney’in “zamandan çok bir şeyi olmadığını” biliyoruz. Ancak, bu hissi filmde vermeye kalkmaları durumunda muhtemelen 5-6 saatlik bir film ortaya çıkacağını (şu haliyle bile yaklaşık 3 saatlik bir filmden söz ediyoruz) ve doğal olarak temponun bir miktar düşeceğini itiraf ediyorum. Bu yüzden bu parantezi bir olumsuz görüş değil, kitabın hayranı bir okuyucunun dipnotu olarak değerlendirmek gerekli.

 

Live A+

 

Birkaç dipnotla tamamlayalım. Filmimiz bir Hollywood yapımı. Dolayısıyla, Amerikan milliyetçiliğine ve hristiyanlığa olan o klasik Hollywood desteğini, filmin içerdiği temaların da katkısıyla, hiç sakınmadan filme eklemişler.

Bir başka ilginç nokta da NASA’nın, “Mars’ta Su Bulundu” haberini, film vizyona girmeden birkaç gün önce yayımlamış olması. Bu kadar büyük bir “tesadüf” gerçekten ilginç bir görüntü oluşturuyor. “Mars” konusunda uyandırdığı ilgi, merak ve dikkat ile filme olumlu etki edeceği de bir gerçek.

 

Live A+

 

Bir başka ilginç “tesadüf” ise bizim de yukarıda göndermelerde bulunduğumuz Yüzüklerin Efendisi ile ilgili. NASA’nın yaptığı, Mark’ın Mars’tan kurtarılması ile ilgili çalışmalar sırasında genç bir astrodynamics mühendisi olan Rich Purnell’in ilginç ve bir o kadar da tehlikeli fikrini tartışmak üzere bir toplantı düzenlenir. Bu “gizli” toplantıda tartışılan fikrin babası olan Purnell bu projeyi “Elrond Projesi” olarak adlandırır. Elrond, Yüzüklerin Efendisi hayranlarının hemen hatırlayacağı gibi, yüzüğün geleceğinin ne olacağının tartışıldığı ve adını Rivendell Lordu elf Elrond’dan alan “Elrond Konseyi” nden almaktadır. Purnell bu ismi nereden aldığını filmde “çünkü bu gizli bir toplantı” olarak açıklamaktadır. Ancak;

Bu göndermeyi önemli, daha doğrusu esprili kılan kısmı bu kadarla kısıtlı da değil. Yüzüklerin Efendisi ‘nde, Boromir rolünde o konseyin üyelerinden biri olan Sean Bean aynı zamanda Marslı filminde uçuş direktörü Mitch Henderson rolüyle Elrond Projesi sahnesinde yer alıyor. Filmle ilgili toplantılar sırasında bu konu gündeme geldiğinde yönetmen Scott “Bu çok aptalca, başka bir isim verelim” dese de Fox’un üst düzey yöneticilerinin “hayır bu çok eğlenceli, aynen kalsın” görüşü ile kullanılmaya karar verilir.

 

Marsli.13

 

*** Spoiler: İşin ironik tarafı, Yüzüklerin Efendisi’nde ölen ve hikayenin sonunu göremeyen Boromir’i canlandıran Sean Bean’ın, bu filmdeki rolü Henderson da sonunda istifa etmek zorunda kalacak ve bir şekilde “hikayenin sonunu” görmeyecektir. ***

 

Live A+

 

Marslı, sinema, edebiyat ve biraz da bilim ve bilim kurgudan hoşlanan herkesin mutlaka “okuması” ve “izlemesi” gereken bir eser. Sıralama çok önemli değil. Filmi izlemek için kitabın okunmasına gerek yok. Aynı hikaye anlatılıyor olmasına rağmen okuyucunun da izleyicinin de her iki eserde de farklı lezzetler bulması mümkün. Bu yüzden filmi izledikten sonra oluşacak merakla kitabı alarak okumak da güzel bir deneyim olacaktır. İthaki’de bu yüzden, yurt dışındaki örneklerinde olduğu gibi kitabın kapağını yeniledi. Sonuç oldukça başarılı.

Marslı, sinemalarda ve kitapçılarda sizi bekliyor.

Görseller:

20th Century Fox Movies Marslı Web Sayfası

İthaki Facebook Sayfası

 

Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.